top of page

Yeni Lider Paradoksu: Ne Kadar Çok Yaparsan, Ekip O Kadar Az Büyür

1 Haz
2 dakikada okunur

İlk yöneticiliğimi hatırlıyorum.

Yöneticim başka bir birime direktör olarak terfi etmişti. Ve ben o masaya oturmuştum. Görevim, 11 kişilik ekibi 6 ay vekaleten yönetmekti. Ekip yönetmenin “e”sini bile bilmiyordum. Tek bildiğim şey işimi çok iyi yapıyor olduğumdu.


“Delege ediyorum” diyerek ipin ucunu tamamen bıraktım. “Koçluk yapıyorum” diyerek ekipteki herkesten farkında olmadan benim gibi düşünmelerini ve benim gibi işi sahiplenmelerini bekledim. Ve her gün, 11 kişinin performansını sırtımda taşıyarak çalıştım.


Yorgundum ama ekip performansı beklentilerin üzerindeydi. Ve ben bunu başarı sanıyordum. Bu paradoks size tanıdık geliyor mu?


Yeni lider olmak genellikle böyle başlıyor. Herkesten fazla çalışıyorsunuz. Toplantıda en hazırlıklı kişi sizsiniz. Sorun çıktığında ilk müdahale eden sizsiniz. Boşluk oluştuğunda onu ilk dolduran yine sizsiniz.

Ve bu, iyi lider olmak gibi hissettiriyor. Ama ekibinize ne oluyor bu süreçte?


Karar almayı size bırakıyor. Problem çözmeyi size havale ediyor. Hata yapmamak için minimum risk alıyor. Çünkü siz her boşluğu dolduruyorsunuz ve onlar o boşlukları doldurmayı hiç öğrenemiyor.


Paradoks şu: Ne kadar çok yaparsanız, ekip o kadar az büyür.

O dönemde öz-farkındalığım da çok yüksek değildi. Kendi değerlerimi, güçlü ve zayıf yanlarımı ve neyin beni tetiklediğini tam olarak tanımıyordum.


Bugün biliyorum ki, liderlikte yaşadığımız birçok tıkanma sadece araç veya deneyim eksikliğinden değil, kendimizi yeterince tanımadan başkalarını yönetmeye çalışmaktan kaynaklanıyor.


Ne kadar çok yaparsanız, ekip o kadar az büyür dedik. Bu bir niyet problemi değil. Bu bir geçiş problemi.

Ve bu teknik bir süreç değil tamamen emek, sabır ve yeni yetkinlik ve değer setlerini kendinize katmaya açık olmayı gerektiren adaptif bir süreç.


Teknik uzmanlıktan liderliğe geçiş nasıl bu kadar sessiz bir kriz yaratır?

Sizi o masaya taşıyan şey; işinizi çok iyi yapıyor olmak...artık sizi o masada tutmaya yetmez.

İşinizi iyi yapabilmek bireysel bir dinamiktir; ne kadar bilirseniz, ne kadar hızlı üretirseniz, o kadar değer yaratırsınız. Her şey sizin kontrolünüzdedir.


Liderlik ve ekip yönetimi ise farklı bir sistemdir. Ekibinize ne kadar alan açarsanız, ne kadar geri çekilebilirseniz, başkalarının düşünmesine ne kadar izin verirseniz o kadar değer yaratırsınız. Ekibin başarısı sizin başarınızdır.


İşinizin çok iyi yapmaktan ekip yöneten bir role geçişin, farklı bir beceri seti gerektirdiği her zaman yeterince erken görünür olmayabilir. Bu yüzden birçok yeni lider, yeni rolün gerektirdiği davranışları ancak işin içinde deneyimledikçe öğrenmeye başlar.



Paradoksun içinden çıkmak neyle başlar?

Vekaleten yöneticilik yapan Pınar'a dönüp şunu diyebilirim; Delegasyon ipi bırakmak değil. İpi birlikte tutmayı öğretmek, sonra yavaşça elini çekmektir. Koçluk yapmak insanları kendi klonuna dönüştürmek değil. Onların kendi sesini bulmalarına alan açmak.


Ve en önemlisi; güven bir his değil, bir yapı meselesi. Net beklentiler, açık bir hata yapma toleransı, düzenli geri bildirim döngüsü olmadan güven havada kalır. Ekip üyeleri özelinde yönetim stratejisi gerektiren bu yapıyı kurmadan “güveniyorum” demek iyi niyetli ama işlevsiz kalır.


Peki siz şu an neredesiniz?

Eğer “ekibime güveniyorum ama…” diye başlayan cümleler kuruyorsanız...


Eğer her toplantıdan sonra “tüm ekip üyeleriyle aynı sayfadayız ” gibi hissedip bir hafta sonra hiçbir şeyin ilerlemediğini görüyorsanız...


Eğer ekibinizdeki en yetenekli insanların tam kapasitesini kullanamadığını hissediyorsanız...

Muhtemelen bu geçişin en kritik eşiklerinden birindesiniz ve o eşiği görebilmek değişimin ilk adımı.


10 Haziran’da düzenlediğim webinarda bu geçişi birlikte açacağız.

Gelin Bi'Cesaret 'Kontrolden Güvene Geçişi' birlikte konuşalım.


Online | Ücretsiz | 45 dakika

Yerinizi ayırmak için: www.bicesaret.com/webinar




 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

© 2026  BiCesaret. tarafından  Wix.com ile oluşturulmuştur.

bottom of page